Özyılmaz; Eğitim sistemimiz milli değildir

Eğitim sistemimiz milli değildir, tartışması gerekiyor. Prof Dr Ömer ÖZYILMAZ

Özyılmaz; Eğitim sistemimiz milli değildir

Eğitim sistemimiz milli değildir.

YENİ VE ÖNEMLİ BİR ÖNERİ

Prof. Dr. Ömer ÖZYILMAZ

Bu öneriyi, özellikle ilahiyatçılar ve Din İşleri Yüksek Kurulu üyeleri tartışmalıdırlar.

Eğitim sistemimiz milli değildir. Milli olabilmesi için çağın doğru bilgilerinin yanında İslam’ın dünya görüşü ve yaşam biçiminin de bugünkü dilde ve bugünün terimleriyle bilinmesi gerekir. Bu husus kısa, öz ve net bir şekilde belirlenmelidir. Bunu yapacak olanlar DİN İşleri Yüksek Kurulu ile ilahiyat fakülteleridir. Bir KURUL da bunu organize etmelidir.

MİLLİ EĞİTİM NEDİR? NE KADARI MİLLİDİR.

Bu yazı ve bunu takip eden iki makale, yeni kurulurken veya süreç içerisinde, milli olmayan bir eğitim sisteminin, milli bir yapıya nasıl kavuşturulacağını tartışmaya çalışacaktır. Herkesi, özellikle de eğitim bilimcileri, öğretim üyelerini ve öğretmenleri bu medenice tartışmaya katılmaya davet ediyorum. Ben de bu tartışmaya katkı sunmaya çalışacağım.

Eğitim sistemleri yansız ve tarafsız olmazlar, boşlukta da durmazlar. Onlar kurulurken, muhakkak bir inanç, dünya görüşü ve felsefi (fikri) bir zemini benimser, bağlanır; o zemine dayandırılır ve onun üzerine kurulurlar. Bu zemine Eğitimin Temel Felsefesi ya da bağlı olduğu, destek aldığı dünya görüşü denir. Eğitimin bağlı olduğu dünya görüşünden/temel felsefesinden üç temel olgu ve bunları ifade eden üç temel kavram ortaya çıkar. Bunlar:

1- Eğitim Felsefesi, milletin inancı, tarihi ve dünya görüşünün eğitime yansıyan yönü;

2- Eğitim Sisteminin İnsan Felsefesi, temele alınan eğitim felsefesinin insana bakışı,

3- Eğitim Sisteminin Bilim Felsefesi (Epistemolojisi) eğitim felsefesinin hedeflediği bu insanı, hangi bilim dalları, hangi bilgi ve yöntemlerle yetiştireceğidir.

Bu üç kavram yani Eğitim Felsefesi, İnsan Felsefesi ve Bilim Felsefesi (Epistemolojisi) kavramları, bütün eğitim sistemleri açısından, üzerinde en çok durulması gereken kavramlardır. Bunlara, eğitim sistemlerinin temeldeki konuları ya da sorunları denir.

Bu kavramlar, içi boş kavramlardır.

Muhakkak bir inanç, bir dünya görüşü ve bir felsefi (fikri) birikim bunların içini doldurur. Bu kavramların içini dolduracak olan inanç, dünya görüşü ve felsefi (fikri) birikim, eğitim sistemlerinin ‘kimliklerini ve içeriklerini belirler. Diğer bir deyişle eğitim sistemleri bu birikime göre kimliklerini ve içeriklerini bulurlar. O yüzden dirayetli ve geleceğine sahip çıkan milletler, bu kavramların içinin, kendisine yabancı anlayışlarla doldurulmasına müsaade etmez, onu kendi inançlarıyla doldururlar. Ayrıca eğitim sistemlerinin dolayısıyla milletlerin, geleceğe hangi kimlikle ve nasıl yürüyeceklerini de yine bu kavramların içini dolduracak olan inanç, dünya görüşü ve felsefi (fikri) birikimler belirler.

Bu üç kavram, sadece eğitim sistemlerinin değil, bir bütün olarak ülkede, hayatın bütününü ilgilendiren temel kavramlardır. Çünkü eğitimin her alanında yetişecek olan insanlar, bu kavramların içini dolduracak anlayışlar esas alınarak oluşturulacak formel ve informel (okul ve okul dışı) eğitim sistemlerine göre yetiştirileceklerdir. Bu kavramların içini dolduracak anlayışların gayr-i milli olması, bütün halinde sistemin de gayr-i milli olması anlamına gelmektedir.

Eğitim sistemleri kurulurken ya da yeniden kurgulanırken, bu kavramlar üzerinde ağırlıklı olarak durulmalı ve bu kavramların içinin ne ile ve nasıl doldurulacağına çok dikkat edilmelidir. Eğitim sistemlerinin ‘milli’ ya da ‘gayr-i milli’ olup olmamasının ölçüsü burada yatar.

Bu genel değerlendirmeden sonra, Eğitim Felsefesi, İnsan Felsefesi ve Epistemolojisi kavramlarını ve eğitim sistemleriyle ilişkilerini, biraz daha analiz etmek gerekecektir.

a- Eğitim Felsefesinin, Eğitim Sistemin deki Yeri ve Önemi:

Her milletin kendine has inancı, tarihi ve dünya görüşü vardır. Eğitim Bilimleri diliyle buna ‘Eğitimin Temel Felsefesi’ denir. Milletler hayatta hep onu esas alırlar. Eğitim Felsefesi kavramı da, milletlerin kendilerine has inancı, tarihi ve dünya görüşü olan ‘Eğitimin Temel Felsefesi’nin eğitime yansıyan yönü olarak kastedilir ve eğitim felsefesi ondan üretilir.

Eğitimin felsefesi kavramı, eğitimin yansız ve tarafsız değil, bir dünya görüşü, bir inanç ve bir geçmiş üzerine kurulacağı gerçeğini temsil eder. Gerçekten de hiçbir eğitim sistemi, hiçbir zaman yansız ve tarafsız olmazlar, muhakkak bir dünya görüşü üzerine kurulurlar. Eğitim sistemleri kurulurken ya da yeniden yapılandırılırken, hangi dünya görüşünün, Eğitimin Temel Felsefesinin, temele alınacağı konusu, sistemin ve bütün bileşenlerinin asıl belirleyicisi olur.

Eğitimin kimliği, süreçleri, amaçları, hedefleri, muhtevası (içeriği), uygulamaları, müfredat ve idealleri; kimin neden ve ne ile eğitileceği gibi pek çok konu, temele alınan Eğitimin Felsefesi ile tutarlı olarak belirlenir. Diğer bir ifadeyle Eğitimin felsefesi; eğitime yön veren, eğitimin amaçlarını, (muhtevasını) içeriğini, yöntemini vb. gibileri şekillendiren bir disiplindir.

Normalde, milletlerin kendi inancı, tarihi ve dünya görüşünden o milletin Eğitim felsefesi çıkarılır, çıkarılmalıdır. O eğitim felsefesi esas alınarak ta o milletin eğitim sistemi kurulur.

150 yıldan beri, Türk eğitim sisteminin felsefesi, Milletimizin inancından, tarihinden ve dünya görüşünden ya da kendi medeniyetin den süzülüp çıkarılmış bir eğitim felsefesi değildir. Aksine kasten ve bilinçli bir şekilde kendi medeniyeti, inancı tarihi ve dünya görüşü devre dışı bırakılmıştır. Sonra bu Müslüman Millete %100 ters olan materyalist ve seküler felsefe, dünya görüşünden Türk eğitim sisteminin felsefesi çıkarılmış ve uygulanmıştır. Bu durum aslında tenkit ettiğimiz modern bilime bile aykırıdır. Ülkemizde yaşanan bütün eğitimsel sıkıntılar da buradan kaynaklanmak tadır. Türkiye bu sorunu 150 yıldan beri yaşamaktadır.

İşte bu konuyla ilgili olarak mütefekkir düzeyindeki ‘yerli ve milli eğitim felsefecileri, eğitim bilimciler, ilahiyatçılar, öğretim üyeleri, öğretmenler, sosyologlar ve psikologlardan oluşacak bir komisyon, gerekli çalışmaları yaparak, bu tarihi sorunu inancımız, tarihimiz ve dünya görüşümüz ile bugünkü doğru bilgi ve selim akla uygun olarak çözümlemeyi hedef edinmelidir.

O zaman eğitim, MİLLİ EĞİTİM olma yoluna girmiş olur.

Yazının devamı

Eğitim sistemimiz kime hizmet ediyor

Güncelleme Tarihi: 07 Eylül 2021, 04:34
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER