Mersin Dinlenmiş

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bugünkü “Mersin’de validen belediye başkanına, bütün partiler dinlenmiş ve kaydedilmiş” açıklamasını değerlendiren Baro Başkanı Antmen, Başbakan'ın bu beyanının bir suç duyurusu olduğunu ve artık işin cumhuriyet savcılarına düştüğünü söyledi.

Mersin Dinlenmiş

 İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın, Aralık ayında göreve geldikten hemen sonra güneydeki bir ilde üst düzey yöneticiler ve parti il başkanlarının hakim kararıyla dinlendiklerini söylemesinin ardından bugün de Başbakan Erdoğan, partisinin grup toplantısında “Bunu da buradan açıklıyorum. Mersin’de validen belediye başkanına bütün partiler dinlenmiş ve kaydedilmiş. Sadece benim değil, cumhurbaşkanının değil, bakanların, sanatçıların, gazetecilerin görüşmeleri dinlenmiş, şantaj için kullanılmış” dedi.

“SORUMLULAR YARGI ÖNÜNE ÇIKARILMALI”


Dinleme iddiaları Mersin’de gündeme oturdu. Erdoğan’ın açıklaması üzerine Mersin Barosu Başkanı Alpay Antmen ve CHP Mersin İl Başkanı Faruk Akar, İHA muhabirine açıklama yaptı. Mersin’deki vali, belediye başkanları, siyasi partiler veya bir kısım hakim ve savcının hatta bütün Mersin’in dinlenmesi konusunun Aralık ayında zaten basına yansıdığını anımsatan Baro Başkanı Antmen, bugün Başbakan Erdoğan’ın Meclis grup toplantısında bu şehrin Mersin olduğunu bizzat açıkladığını kaydetti. Dinleme yapılıp yapılamayacağının yasalarda belirtildiğini ifade eden Antmen, bu konuda yasa maddesinin çok açık olduğunu dile getirerek, “135. maddeye göre, bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı, bakın burada iş kopuyor. Böyle bir dinleme yapılabilmesi için, insanların özel hayatına ‘tecavüz’ edilebilmesi için özellikle suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı gerekir, bir. Başka surette delil elde edilmesi imkanı bulunmaması gerekir, iki. Şimdi Sayın Başbakan çok güzel söyledi, ‘Mersin dinlendi, Mersin’in Sayın Valisi dinlendi, Mersin’deki siyasi partiler dinlendi’. Niçin dinlendi? Kullanabilmek için dinlendi. Nasıl dinlendi? Hakim kararıyla dinlendi. Şimdi artık iş cumhuriyet savcılarımızdadır. Dinlemeyi kim talep etti? Gerekçe gösterildi mi gösterilmedi mi? Doğru numaralarla doğru isimlerle mi dinleme yapıldı? Suç işlendiğine dair ne gibi kuvvetli şüphe sebepleri vardı veya başka türlü delil elde edilebilecek miydi edilemeyecek miydi? Bunların tek tek araştırılması, kimin talep ettiğinin, kimin izin verdiğinin, kimin uyguladığının ve yasada belirtilen sürelerden sonra bunların imha edilip edilmediğinin, muhataplarına haber verilip verilmediğinin tek tek incelenmesi ve sorumlularının yargı önüne çıkartılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.



“BAŞBAKAN'IN BEYANI SUÇ DUYURUSUDUR”

Bundan sonra artık işin yargıya düştüğünü söyleyen Antmen, “Türkiye’de 12 Eylül 1980, yetmedi 12 Eylül 2010 ve Gezi olaylarını hep beraber yaşadık. En son 17 Aralık yolsuzluk operasyonları, daha sonra Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısının değiştirilmeye çalışılması, ardından emniyet görevlilerinin, hakimlerin, savcıların görev yerlerinin değiştirilmesi ama artık buraya kadar. İş yargıya düşüyor. Yargı bu konuda gerekli soruşturmaları en hızlı şekilde yaparak sorumluları adalete hesap vermek üzere mahkeme önüne çıkarmak zorundadır, çıkarmalıdır. Ben Sayın Başbakan'ın bu beyanını bir suç duyurusu beyanı olarak kabul ediyorum. Sayın Başbakan'ın dediği doğrudur, kimse kimseyi dinleyemez, kimse kimseye yasaya aykırı olarak özel hayatına tecavüz edemez, bunları da asla kullanamaz” diye konuştu.

Erdoğan’ın Türkiye Cumhuriyeti’nin seçilmiş meşru başbakanı ve yürütmenin başı olduğunu vurgulayan Antmen, “Söylediği her şeyin veya söylemediği her şeyin de ciddiye alınması ve yargının bunun gereğini bu şekilde yapması, yalnız Başbakan'ın emir vermesi anlamında söylemiyorum, bu söylenen şey çok ciddi bir söylemdir. Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı bunu söylemiştir. Başbakan seçilmiş ve meşru bir başbakandır ve artık gereğini yargının yapması gerekiyor. Nasıl 17 Aralık soruşturmasının da gereğini yargı yapmak zorundaysa, kişiyi aklamak anlamında değil, suçu varsa cezalandırmak, suçlu değillerse de beraat kararı vererek aklamak anlamında yargının Türkiye’de görevini artık kesinlikle yapması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

Vatandaşın da mutlaka hakkını araması gerektiğini belirten Antmen, “Adaletin görevini yapmasını bekliyoruz, yürütmeden görevini yapmasını bekliyoruz ama artık lütfen halkımız da kendi haklarını savunsunlar. Bir insan hakkı ihlal edildiğinde bu çığ gibi büyür. Her hak ihlalinde vatandaşlarımız haklarını arayıp yargı önünde bunları da dile getirsinler lütfen. Herkes gerekli suç duyurularını yapsın, herkes davalarını sonuna kadar takip etsin” şeklinde konuştu.



CHP İL BAŞKANI

CHP İl Başkanı Faruk Akar ise, Erdoğan’ın dinleme iddiaları konusunda aylar sonra topluma bilgi verdiğini öne sürdü. Demokratik, şeffaf toplumlarda böyle bir bilgi elde edildiğinde hemen kaynağına inilip, savcıların hemen müdahale ettiğini kaydeden Akar, “Biliyorsunuz, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Aralık ayının içerisinde güneyde bir ilimizin dinlendiğini, CHP, MHP ve belediye başkanının dinlendiğini kendisi bizzat söylemişti. Sonra biz bu konuyla ilgili basında demeçler verdik, konuştuk. Hükümetten ve o dönem hükümetin bakanı Zafer Çağlayan’dan bir ses bile çıkmadı. İktidar partisinin buradaki il başkanı da bir açıklama yapmadı. Ama 17 Aralık’tan sonra aradan 2 ay geçti. 2 ay sonra Başbakan'ın sanki aklı başına gelmiş gibi, sanki bütün bilgileri kendine göre dizayn etmiş gibi açıklaması ibret verici” dedi.

Güncelleme Tarihi: 12 Şubat 2014, 09:04
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER