Dünya su günü

Mersin Üniversitesi (MEÜ) Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Kumbur, küresel ısınmanın artması ve beraberinde getirdiği kuraklık ve diğer olumsuzluklar nedeniyle, 2014 yılında su sorunlarının daha da fazla olacağının tahmin edildiğini söyledi.

Dünya su günü
 Kumbur, '22 Mart Dünya Su Günü' dolayısıyla yaptığı açıklamada, su ve toprağın, kalkınma çabalarında ilk başvurulan doğal kaynaklar olma özelliklerini günümüzde de koruduğuna dikkat çekti. Suyun, günümüzde ulusal ve uluslararası politikaların belirlenmesinde önemli bir unsur haline geldiğini vurgulayan Kumbur, "Bu politikaların tartışılması esasında su; ekonomi, hidroloji, siyaset, hukuk ve biyoloji gibi her çeşit bilim dalında ele alınmaktadır.
Dünyadaki toplam suyun yalnızca yüzde 0,5 gibi çok küçük bir kısmı insan ve diğer canlılar tarafından kullanılmaktadır. Dünyanın bütün su varlığının 4 litrelik bir bidona konulduğunda ekonomik kullanılabilecek tatlı su varlığı yalnızca bir çorba kaşığı kadardır. Su kıtlık indekslerine göre bir ülkenin su varlıklı olabilmesi için yılda kişi başına düşen su miktarı 10 bin metreküp, su yoksulu olabilmesi için ise bin metreküpün altında su olması gerekir" dedi.
Günümüzde su kaynaklarının, dünya üzerinde çok dengesiz bir şekilde dağıldığını belirten Kumbur, "Dünyanın kimi bölgeleri su varlığı açısından zengin, kimi bölgeleri yoksul durumundadır. Dolayısıyla dünya coğrafyası üzerinde su zengini ve su yoksulu olan özellikle belirli bölgeler, ülkeler bulunmaktadır. Su varlığı yüksek olan bölge ve ülkelerde gelişen teknoloji ve artan refah seviyesi ile birlikte su tüketimi sürekli olarak artarken, su yoksulu ülkelerde su taleplerindeki artışlar önemli bölgesel krizlerin çıkmasına ve ülkeler oranında büyük sorunların yaşanmasına neden olmaktadır. Yıllarca dinsel farklılıklar ve petrol gibi unsurlardan kaynaklanan ve savaşa kadar varan sorunlarla gündeme gelen Ortadoğu, günümüzde su yoksulluğu ile de dünya gündemini meşgul etmeye başlamıştır. Ortadoğu'da son yıllarda ortaya çıkan başlıca anlaşmazlık konusu da sudur. Ortadoğu kapsamında düşünülen ülkelerde su yoksulluğu önemli boyutlardadır. Ancak su sıkıntısı en üst düzeyde olan ve burada belirtilen ülkelerin çoğu hem petrol, hem de su yoksulu ülkelerdir" diye konuştu.
Bu bağlamda, AB uyum sürecinde sınır aşan ve ülkemizin su potansiyelinin yüzde 30’nu oluşturan Dicle ve Fırat nehirlerinin, yönetimi ve bu nehirlerin suyuna dayalı yapılacak her türlü yatırımların önem arz ettiğini dile getiren Kumbur, şöyle devam etti; "Dünyada yaklaşık 250-300 milyon nüfusa sahip olan 30 ülke su yoksulu sınıfına dahildir. Afrika’da 10-15 ülke ve yaklaşık 300 milyon nüfus ortalama su sınırının altındadır. Yapılan tahminlere göre; 30 yıl içinde en az 50, 2050 yılında ise 65-70 ülke daha su kıtlığı çeken ülkeler sınıfına dahil olacaktır. Bu tablo ise dünyada, her 3 insandan birinin yeterli tatlı suya sahip olmadan yaşaması demektir. Günümüzde ise her 15 insandan birisi yeterli suya sahip olmadan yaşaması anlamındadır. Bu rakamlar 2050 yılında, 7 milyar nüfusa çıkacak ve dünya nüfusunun yüzde 60’ı yeterli suya sahip olmadan yaşaması demektir."
Türkiye'nin kullanılabilir su miktarının 110 milyar metreküp olduğunu, 70 milyon nüfusa bölündüğünde yaklaşık kişi başına yılda bin 500 metreküp civarında su düştüğünü belirten Kumbur, "Türkiye bu değerlerle Ortadoğu ülkelerine göre biraz daha fazla suya sahiptir. Kısa, orta, uzun vadeli kalıcı plan ve programlar yapılmadığı takdirde her an için su sorunu yaşanabilir" uyarısında bulundu.
Mersin'in barajlar, yer altı suları, suni göller ve memba suyu olarak zengin su kaynaklarına sahip olduğunu ifade eden Kumbur, şöyle devam etti; "Yıllık akarsu potansiyeli 7.3 milyar metreküp, yer altı su kaynakları potansiyeli 0.83 milyar metreküp olmak üzere toplam yıllık su potansiyeli 7.4 milyar metreküptür. Bu kaynaklarımızı çok iyi korumalı ve suyu planlı - programlı kullanmalıyız. Günümüzde su kaynaklarımızın korunması, kaliteli su temini, suyun nakli ve depolanması, su kaçakları, suyun kullanıcıya ulaştırılmasında ciddi sorunlarımız var.
Yeni yürürlüğe girecek olan yasa ile hizmet alanı genişletilen Büyükşehir Belediyeleri Su ve Kanalizasyon İdareleri Genel Müdürlüklerinin, yeni hizmet alanlarını kapsayacak şekilde il, ilçe, belde ve köylerin içme suyu, atıksu ve yağmur suyu tesislerin mevcut hizmet durumları, eksiklikleri gelecek yıllar için kısa, orta ve uzun vadeli altyapı yatırım ihtiyaçlarının kalıcı bir şekilde tespit edilmesi ve çözümü için plan program yapması gerekmektedir."
Güncelleme Tarihi: 24 Mart 2014, 09:05
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER