Sağlık Bakanlığı tarafından TOKİ'ye yaptırılan yeni bina ile Mersin Toros Devlet Hastanesi'nin Başhekimi Süleyman Ülger'in de ifade ettiği gibi “5 yıldızlı otel konforunda bir hastane” hedeflendi.
Yeni yapılan bu binaya taşınma işlemi dün tamamlandı. Taşınmanın sonrasında görülen tablo başta hastaların olmak üzere herkesi hayal kırıklığına uğrattı.
Soğuktan hasta eden hastane
Hastanenin ilk gününde yaşananlar ise daha hijyenik bir hastane beklentilerinin boşa düştüğünü gözler önüne serdi.
Dün gün boyunca hastanede ısınma gerçekleşmedi gerekçe olarak ise yerden kalkan tozların havalandırma yerlerini kapatacağı öne sürüldü. Ayrıca ameliyathanenin de izole edilmemesi nedeniyle “5 yıldızlı otel konforundaki'”bu hastanede ameliyat yapılmıyor. Bilgisayarların ve diğer demirbaşların henüz taşınmaması nedeniyle de polikliniklerin çalışmaması gündemde; acil servis ise çalışmaya başlamadı.
''Hastaneyi kirletmeyecek hastaları yatırın''
''Turizm hastanesi'' olmakla övünen başhekim diğer hekimlerle yaptığı toplantıda yeni hastaneye her hastayı yatırmamalarını; hastaneyi “kirletmeyecek” hastaları yatırmalarını söyledi.
Bunu hastalarına nasıl söyleyeceklerini, hastaların arasında böyle ayrım yapmalarının doğru olmayacağını söyleyen hekime ise başhekim Süleyman Ülger sadece ''lütfen yeni hastanemize dikkat edelim arkadaşlar'' demekle yetindi.
''Hemşirelerin görevi nöbette uyumak değil''
Sağlıkta dönüşümle beraber artık hastanelerin birer otel haline dönüşmesi hemşirelere de yansıdı. 24 saat nöbet tutan hemşirelerin önceden tedavi arasında dinlenmesi için bir oda var iken yeni yapılan binada sadece kıyafet değişikliği için içerisinde sadece dolap olan küçük bir oda verildi; katlarda görevli olan hemşirelerin koridorun ortasında olan bankolarda olacağı belirtildi.
''Sağlıkçılar için çalışmak artık çok daha zor''
Görüştüğümüz Mersin Toros Devlet Hastanesinde çalışan SES üyesi bir sağlık emekçisi ise performans sisteminin çalışanlar için çalışma hayatını çok daha zorlaştırdığını söyledi.
Hastaneye gerekli olan malzemelerin alımında yapılan ihalenin en ucuz fiyatı veren firmaya verildiğini, bunun ceremesini çalışanların çektiğini söyledi. Görüşlerini aldığımız sağlık emekçisi sözlerine şöyle devam etti:
''Kalitesiz intraket ve flasterlerle başımız dertte; hastane yönetiminin bu tür malzemelerin ihalelerinde aradıkları tek özellik bunların ucuz olması, bundan başka herhangi bir şeyi düşünmüyorlar. Kalitesiz intraketler yüzünden damar yolu açarken zorlanmalar gerçekleşiyor bu da damar yapısına zarar verip flebite neden oluyor. Adi flasterler kesilmiyor, yapışmıyor, cilde zarar veriyor, çekerken de hastaların canları normalden fazla acıyor ve sonuç olarak hastalarla biz karşı karşıya geliyoruz; işimizi biz iyi yapmıyor oluyoruz. Hâlbuki sorun bizde değil, hastaları değil de parayı öncelik olarak alan hastane yönetiminde ve bunları teşvik eden sağlık sisteminde.''