Ajandahaber

Var olan herseyi Tanrı mı yarattı?

KÜLTÜR-SANAT

Hayal gücü bilgiden daha önemlidir.

Var olan herseyi Tanrı mı yarattı?

Albert Einstein

Varlık ve varoluş her zaman insanların kafasını karıştırmıştır. Güzel bir anekdot.

"Hayal gücü bilgiden daha önemlidir." A. Einstein yıllar önce demiş. Bugün biz hayal gücümüzü kaybettik. Herkes bilgi sahibi.

Albert Einstein, Almanya doğumlu Aşkenazi Yahudisi teorik fizikçidir. Yaptığı devrim niteliğindeki fizik ve matematik çalışmaları sayesinde, 1921 yılında Nobel Fizik Ödülü'nü kazandı.

Bir üniversite profesörü öğrencilerine su soruyu sorar;

-Var olan herşeyi Tanrı mı yarattı?

Cesur bir öğrenci ayağa kalkar ve yanıtlar

-Evet herşeyi Tanrı yarattı!

Profesör sorusunu yineler ve öğrenci yine 'evet efendim ' diye yanıtlar

Profesör devam eder;

-'Eğer herşeyi yaratan Tanrı ise ve şeytan var olduğuna göre şeytanı da Tanrı yaratmış olur ve

çalışmalarımızda uyguladığımız 'Kesinleştirme' prensibine göre de Tanrı şeytandır. Öğrenci böyle bir

önerme karşısında şaşırır ve yerine oturur. Profesör ise öğrencilerine bir kez daha Tanrı'nın içindeki

kaderin bir efsane olduğunu kanıtlamaktan ötürü oldukca mutludur. Bu arada bir öğrenci ayağa kalkar

ve

-Bir soru sorabilirmiyim profesör? der. Profesörde sorabileceğini söyler. Öğrenci ayağa kalkar

ve 'Soğuk varmıdır? diye sorar.

Profesör; Nasıl bir soru bu böyle,tabiki vardır ' diye yanıtlar. 'Sen hiç soğuktan üşümedin mi?'

Öğrenci ; -'Aslında, fizik yasalarına göre soğuk yoktur

yaşamda realitede biz soğuğu sıcaklığın yokluğu olarak düşünürüz. Herkes veya nesneler o enerji

oradaysa veya bir şekilde enerji iletiyorsa onu deneyimler. Örneğin, Absolute 0 (-460 derece F)

sıcaklığın kesin yokluğudur (hic olmadığ seviyedir). Tüm maddelerin bu seviyede reaksiyon verme

özellikleri bozulur ve değişir. Soğuk yoktur,o yalnizca sıcaklığın yokluğunda duyumsadıklarımızı tarif

etmek için yarattığımız bir kelimedir' der ve devam eder,

- Profesör, karanlık varmıdır?

Pofesör ;

-'Tabiki vardır'. Öğrenci yanıtlar,

-'Korkarım gene yanılıyorsunuz efendim. Çünkü,Karanlık ta yoktur.

Yaşamda realitede karanlık ışığın yokluğudur. Biz ışık üzerinde

çalışabiliriz ama karanlığı çalışamayız.Gerçekte, biz Newton'un prizmasını

kullanarak beyaz ışığı kırar ve renklerin çeşitli dalga uzunlukları

üzerinde çalışabiliriz. Ama karanlığı ölcemeyiz. Bir basit ışık işini

karanlık bir mekanı aydınlatarak karanlığı kırmış olur yani karanlığı

geçersiz kılar. Siz belli bir mekanın uzayın ne kadar karanlık olduğundan nasıl emin olursunuz? Işığın

miktarını ölçersiniz! Bu doğrudur değilmi? Karanlık insanlık tarafından , ışığın olmadığı yer mekan için

kullanılan bir kelimedir. Son olarak öğrenci profesöre gene sorar;

-'Efendim şeytan varmıdır? Bu kez profesor pek emin olamamakla birlikte yanıtlar;

-'Tabiki, açıkladığım gibi, biz onu her gün, her yerde onu görürüz.

Şeytan kötülük bir kişinin başka bir kişiye her gün sergilediği

insaniyetsizliğinin bir örneğidir. O, dünyadaki işlenmiş tüm suçlarda, şiddette yer alır. Bunların tümü

şeytanın kendisinden başka bir şeyde değildir.' der.

Öğrenci devam eder;

-'Şeytan yoktur efendim.Yani o kendi başına yoktur.

Şeytan basit olarak TanrınIn yokluğudur. O aynen karanlık ve soğuk ta olduğu gibi insanın tanrının

yokluğunu tarif etmek üzere yarattığı bir kelimeden ibarettir.Tanrı şeytanı yaratmadı. Şeytan kötülük

insanın tanrısal sevgiyi yüreğinde duyumsamadığı zaman deneyimlediklerinin bir sonucudur. O aynen

sıcaklığın olmadığı yere gelen soğuk ya da ışığın olmadığı yere gelen karanlık gibidir. Profesör yerine

oturur.

Bu Genç ögrencinin adı Albert Einstein' dir..

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.