İsim meselesi üzerine…

Seyfi Alanya ve ardından Mersinli Ahmet isimlerinin spor tesislerine verilmesi konusundaki önerilerim hayata geçirilir mi? Bilemem…

Sonuçta bu tür isim verme uygulamaları ya darbe günlerinde sıkça tanık olduğumuz gibi tepeden ve hatta tabanın sürü içgüdüsüyle kraldan daha çok kralcı havasına girmesiyle gerçekleşiyor veya kimi zaman daha sağduyulu hatta asalet kokan vefa duygusunun baskın çıkmasıyla…

12 Eylül darbesinin ardından neredeyse her şehrin önemli bulvarlarına, yeni açılan eğitim kurumlarına Kenan Evren adını vermesi, aradan geçen yıllar sonunda bugün utanç vesilesi de olsa, o dönemde kamuoyuna egemen olan yüz kızartıcı hastalığı unutmak mümkün mü?

O dönem ve yaşananlar henüz hafızalardan tam olarak silinmese de, unutulan ve yutturulan gerçekler de var.

Örneği Mersin’den vereyim:

1946’da hizmet vermeye başlayan Mersin Lisesinin, 1960 darbesi ardından kimi derin hokus pokus faaliyetleriyle isminin Tevfik Sırrı Gür olarak değiştirildiğini kaç kişi hatırlıyor bugün?

1950’lerde Demokratların kalesi kabul edilen ve darbeyi hiçbir zaman benimsememiş Mersin’in Tevfik Sırrı Gür isminin bir yerlere verilmesi hususunda en küçük isteği, talebi olmamıştır.

Ama darbeye omuz veren kimi isimlerin derin çabası sonucu o günlerdeki adıyla Maarif Vekâleti (Milli Eğitim Bakanlığı) Müdürler Komisyonunun 23 Haziran 1963 tarih ve 405/1 sayılı kararıyla onca yıllık Mersin Lisesi bir gece içinde Tevfik Sırrı Gür lisesi haline getirilirken de gıkı çıkmaz kimsenin.

Şehirle anılan Lisenin adının değiştirilmesine, dönemin ruhuna! Ters gelir korkusuyla tepki de gelmemiştir kamuoyundan.

Tek parti döneminin baskıcı Valisine yönettiği dönem bile layık görülmeyen isim verme girişiminin darbe ardından “iadeyi itibar” çağrıştırır yöntemle lisenin alnına yapıştırılması bu isim verme işlerinin nasıl gerçekleştiğine ilginç ve küçük bir örnektir sadece.

Darbe dönemlerinin izi silindikçe Kenan Evren’e isim verme yarışına girenler, utancın ağırlığı altında bir an önce silme çabasına da girişirler bazen…

Bazen de 60 darbesinde olduğu gibi, darbecilerle kol kola girerek devletin genetik kodlarına hakim olanlar, her şeyi unutturur ve o günlerde verilen isimler sanki bin yıllıkmış gibi afyon niyetine yutturulur geniş halk kesimlerine…

Bu isim verme işi; halka sorulmadığı, hatta önemli tesisler bakımından gerekirse referanduma benzer yöntemlerle belirlenmediği sürece, dönem iktidarlarının ve merkezi bürokratik kadroların dayatmalarına boyun eğmemiz kaçınılmaz.

Mesele sadece Ankara’da pişirilen tabldotlarla da sınırlı değil.

Yerel yönetimlere bir bakın, kafalarına esen isimleri diledikleri yerlere kondururken halka soran, yalan bile olsa demokrasiye yalan bile olsa göstermelik saygı duyan bir Belediye gördünüz mü?

a’nın “İnsani Eşittir İslami / İslami Eşittir İnsani” veciz sözüyle noktalıyorum.

Adam yıllarca yönettiği kentte hizmete soktuğu bir caddeye üstelik yaşarken kendi adını vermekte beis görmüyor.

Acınası tablo bu olunca Ankara’daki karar verme yetkisini elinde tutan da bazen on yedi yıl sonra aklına düşen Valinin adını tozlu raflardan indirir Şehir Lisesine yapıştırır, bazen de bugün olduğu gibi kentle uzaktan yakından ilgisi olmayan ismi Mersinli Ahmet’ tercih eder…

Çaresi var mı?

Elbette çaresi var yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, isim verme hakkının gerekirse referandumla halk tarafından belirlenmesi…

Ama günümüzün sınırlı koşullarına inat çok başarılı bir Gaziantep örneği de var karşımızda:

Gaziantep gelmiş geçmiş tüm Bakanlarını siyasi görüşleri ne olursa olsun unutmama adına kentin önemli bulvarlarına adlarını vererek gelecek nesillere aktarmayı başarmış.

Hasan Celal Güzel’in de adı var Ali İhsan Göğüş’ün de…

Kürşat Tüzmen’i de unutmamış Mehmet Battalı’ yı da…

Hatta gelmiş geçmiş tüm Valilerini de isim konusunda vefa duygusuyla onurlandırmış…

Bugünlerde sürekli kardeş şehirler peşinde koşarken, 1964’ te kardeş şehir ilan ettiği Santa Fe’ yi unutma becerisini gösteren Mersin için Gaziantep ilham alma konusunda hayli yorucu örnektir.

Ama sonuçta aynaya bir bakın, mirasına sahip çıkma, yaşatmaktan başlayarak Mersin neden durmadan çakıyor da Gaziantep yükseliyor sorusuna da cevap verecektir gördükleriniz…

YORUM EKLE